Etiketler

,

6.BÖLÜM-ARAY

Anahtar kapıyı açtığında evin boşluğu ile çarpışmış ve gözleri bir ipucu bulmak istercesine boş koridora takılı kalmıştı. Ne görmeyi bekliyordu? Bu sorunun cevabını bilmiyordu. Bir an için Jülide’yi düşünmüştü istemsizce.

26458Odasına girip masasına oturmuş eski tip yeşil lambanın aydınlattığı masasında ilk eline geçen kâğıdı rast gele karalamaya başlamıştı. Kendini yeniden tüm varlığı ile hissettiğinde, elini uzatıp perdeyi sıyırdı. Camı açtı. Denizi seyretmeye başladı. Aklına eski günleri geldi. Bir ara bir sigara yakmış olmalıydı, kül tablasının sigarayı içtiğini gördüğünde anladı. Sigarasını eline aldı hemen; peşi peşine çektiği dumanların hiçbirini dışarı vermiyordu, sanki hepsini hapsetmesi lazımdı.

Deniz öyle güzeldi ki. Bir zamanlar, karısı ile İstanbul’a gittiklerinde, kaldıkları otelin balkonundan sessizce izlerlerdi denizi. Öyle güzeldi ki karısı. Her şey çok güzeldi aslında. Yani bir sürü tatsızlık oluyordu her gün ama herkesin hayatında olduğu kadar. Annesiz büyümenin verdiği şeyden olacak kadınlara hep oldukça gizemli varlıklarmış gibi bakmıştı Mahfi. Karısı hep erişilmez gelirdi O’ na. Beraberken bile mesafeler vardı aralarında; Mahfi buna saygı derdi, eşi ise sevgisini gösteremediği için kızardı her fırsatta.

Denize bakıyordu. Sigarası bitmişti. Ay en parlak anını yaşıyordu gecede. Karısının yüzü geldi aklına “O’da haklıydı” dedi kendi kendine. Bir sigara daha yaktı. Işığı kapadı. Düşünmek için ışığa ihtiyacı yoktu.

Jülide’yi düşündü yeniden. Gördüğünden beri sürekli düşünüyordu zaten. Farkında olmaması ne fena, ne kadar da güçlü aslında diye geçirdi aklından; hala ayakta, hala cevaplar arıyor. 


Sabah olduğunda Jülide’yi aradı, evde olmadığını öğrenince garip bir korku sardı içini. Aradan geçen günlerde Jülide’nin hayatını yaptı bozdu sahne sahne; sonra kendi hayatını yerleştirdi aralara. Kıyaslamalar yapıyordu; kendi hayatıyla Jülide’nin hayatı arasında. Geldiği gibi aniden gitti, diyordu bazen. Ne bekliyordu ondan niye halen onu görmeyi umuyordu, itiraf etmesi zordu.

Mahfi için günler, eski haline tam dönemese dahi bir düzene girmeye çabalıyordu yeniden. Ama bir şeyler öylesine değişmişti ki… Yani, sandıktan çıkarılmaması gereken öyle bir hatıra çıkarılmıştı ki yerinden. Artık eskisi gibi olamıyordu hiçbir şey.

Bir kadın… Bir kadın kadar hayata bağlayan ve bir kadın kadar hayattan uzaklaştıran ne var ki bir erkeği? Annesinin ölümüne sebep olduğunda da bunun muhasebesini yapmaya çalışmıştı ama farklıydı, bu sefer hissettiği şey; tarifini yapmanın mümkünü yoktu. Bunu daha önce kimse hissetmiş miydi acaba? Tam her şeyin yoluna girdiğini düşündüğü sırada, önce annesini sonra karısını kaybetmişti. Jülide’ye göre birini yitirmişti gerçi … Oturduğu yerde birden yığıldığını hissetti.

6. Bölümün Sonu.

(Resim : Susan Lordi’nin heykeli)

Tuğba Makina

 

Reklamlar