Hayat eskir, eskir ama eskimek değişir insandan insana, zamandan zamana.

Gençken zamanın geçisi eskimeyi, eskimek yıpranmayı yavaş yavaş yok olmayı anlatır insana. İlmek ilmek çekilirken hayat damarlarından, zamanın geçişinin yara berelerini yamamaya çalışır insan. Hatıralar gençliğe dair ama eskiye aittir. Geçilen yollar gidileceklerden güzel görünmeye başladığında gözlere, geri saymaya başlar zaman.

Eskiyen bir kılıfın içinde zaman aktıkça çeken bir yaşam vardır, sanki. Yamadıkça yırtılır, yırtıldıkça yamanır bir yerleri. Her iz bir bedeldir aslında.

Burun hizasından alnında derinleşen çizgiler hangi savaşın artıkları, şimdi hatırlamazsın bile belki; ya göz kenarlarındakiler? Sağ göz kapağın ne zaman düşmüştü, hatırlar mısın hangi geçmez sandığın gecenin sabahında? Sağ elinin üzerindeki yara izi, dostunun ölüm haberini aldığında yumruk attığın camdan hatıraydı değil mi? Karnındaki yırtıklar kızının hayatına attığı çiziklerden biri; sağ elindeki orta parmağının sol yanındaki nasır kalem tuttuğun zamanlarda katılaşmıştı; gözlerinin gülüşü çok değişti annene göre , artık daha sınırlılar değil mi, daha bir hesaplı?

Yaşam akıp gidiyor derken , yanılıyordun belki de. O akmıyor, sızıyordu içine, nefesine, saçlarına, ilmek ilmek seni başka birine dönüştürüyordu; bazen aynaya baktığında tanıyamadığın, sesini duyduğunda yadırgadığın, soluksuz kaldığında korktuğun, bir başkasıymışçasına hareketlerine hayret ettiğin birine. Eskir neticede insan, maddenin tabiatıdır eskimek, ki manada eskir, eprir zamanla; hatıraların gibi. Bir zamanlar attığın sloganlar, savunduğun(u sandığın) idealler, sevdiğin adamlar gibi.

Eskimişsindir ama trajikomiktir eskiyi özlersin. Eskidikçe eskiye duyulan hasret derinleşir.

Ama eskimek değişir maddeden maddeye, manadan manaya. Elinde kalan ya kırık dökük birer parça ya da bir antikadır sonunda.

17.03.09-27.06.09 Ay Kadını –Zaman

Reklamlar