Her başarısızlıkta “kader napalım” diyen, ama başarılı olduğunda bunu “kader” ile bile paylaşmayan insanoğlu, ciddi anlamda, felsefecilerin, din bilginlerinin, edebiyatçıların kelimeleri dışına çıkıp düşündüler mi gerçekten acaba “kader değiştirilebilir mi” diye?

İlginç ama bugünlerde Fikri Mühim* bu konu için bir forum sayfası açtı. Kader değiştirilebilir mi? sorusuna verdiğiniz cevap ile girdiğiniz sitede, değiştirilebilir ve değiştirilemez diyenlerin ilginç yorumları var. Benim en çok dikkatimi çeken nokta değiştirilebilirliğine inancın şu an ki oranla %63 olması. Çünkü geçen sene ülkemizde bir basın kuruluşu tarafından yapılan ‘ülkenin geleceğini nasıl görüyorsunuz’ araştırmasında, ülkenin ve dolayısıyla kendini geleceğini olumsuz gören cevaplar ağırlıktaydı (bu şekilde açıklanmıştı sonuçlar). Yani ülkede geleceğini göreceli olarak değiştiremeyeceğini düşünen bir çoğunluk var, ama yine çoğunluk iş kendi kaderine geldi mi değiştirilebilir buluyor; ironik. Bu nedenle forumu incelerken daha çok değiştirilebilir diyenlerin yorumlarını merakla okudum.

En ilginç (belki de doğru kelime ironik olmalıydı) gelenlerden bir ikisini paylaşmak isterim;

“Kader degistırdıgımızı sanıyoruz fakat asıl kaderımız o degıstırdıgımız dır…”

“şöyleki Kader çizgisi Allah tarafından çizilir ve biz bu çizginin dışına çıkamayız.Ama hayat bizim hayatımız bize verilen bir sınav süresi kağıdı istediğimiz gibi doldururuz ister iyi ister kötü sonucun katkısı bize.Yaptığımız hal ve hareketler ise bu çizgiye yön verir yanlızca.Oturduğumuz yerde kaderin bizi bulmasını bekleyemeyiz bunun için bi uğraş bi çaba harcamalıyız desemde kendim çok kaderceyim.İstediğimiz gibi değildir çoğu zaman kabul ama ona ayak uydurabiliriz yada o bize ayak uydurabilr:)Gidişatımızla belirleriz bunu kaderinizi beklemeyin benim gibi hayatınız beklemekle geçer:)))”

Benim yorumum mu? Bence kader dediğimiz şey başlangıcı ve sonu belli bir güzargahta istediğiniz yoldan gitme özgürlüğüdür. Bir boyama kitabını boyamak gibi; bazı çizgiler vardır geçemeyeceğiniz ama resmi çerçevesi mi belirler, yoksa içindeki boyama mı? Hayatı çerçeveden ibaret görüyorsanız hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinize inanırsınız, buda yetmez insanları da umutsuz hale sokmak için etrafta bir huzursuzluk makinası gibi gezersiniz, ama boyamaysa/renklerse resmi resim yapan sizin için, o zaman başlarsınız hayatınızı boyamaya.

Ahiret ile ilgili çeşitli formlarda da bildik gelecek bir kıssa vardır hatırlarsınız; Bir gün Hz. Ali Efendimiz, namaz kılmış giderken müşriklerden biriyle karşılaşır. Müşrik Hz. Ali Efendimize şöyle der: “ Ya Ali! Şu sizin halinize bakıyorum da düşünüyorum. Ahiret var, insan bu dünyada yaptıklarından bir bir hesap verecek diye, namaz kılıyorsunuz, oruç tutuyorsunuz; Cennet var, Cehennem var diyorsunuz… Ben bunların hiç birine inanmıyorum. Hem aramızda ne fark var, sende yaşıyorsun, bende yaşıyorum. Sizin bu kadar çabanız nedir? Her gün vaktinde namaz kılacağım, oruç tutacağım diye bu kadar çaba niye? Hz. Ali Efendimiz bütün bunları vakar ve sükûnetle dinledikten sonra şu cevabı verir: “ Farzet ki, öldükten sonra dirilmek yok. Bizim imanımız var. Farzet ki senin dediğin gibi dirilmek yok. Senin dediğin çıkarsa, o zaman ben bu yaptıklarımdan ne kaybederim. Namaz kılıyorum, dinimin emrini yerine getiriyorum, oruç tutuyorum. Bunlar benim kulluk vazifemdir. Bundan dünyada hiçbir zarar görmüyorum. Ahirette bir zararım olur mu, ne dersin?… Adam biraz düşündükten sonra, olmaz, dedi. Oruç tutuyorum. Burada senin gözünde bir zarar görüyor musun? Hayır der. Zekat veriyorum, hem dinimin emrini yerine getiriyorum, hem de fakir, muhtaç insanlara yardım etmiş oluyorum. Bundan benim kaybım olur mu? Ne dersin? Adam hayır, olmaz, der. Ya ahiret varsa! Burada yaptıklarında hesabı varsa, imandan, namazdan, oruçtan, zekattan haktan, hukuktan, insan yaptığı işlediği her davranıştan hesaba çekilirse, ya bütün bunlar varsa! Ki var. O zaman ey adam, o zaman senin halin nice olur?

Kıssadan hisse: ya kaderi değiştirebiliyorsak gerçekten ve bir ömrü değişmeyeceğine inanıp geçirmişsek, ömrümüzün son demi pişmanlıklarla dolu olur.

Bu ilginç foruma sizde bakmak, katılmak, yorumda bulunmak isterseniz buraya tıklamanız yeterli olacaktır.

Sevgiler,

Tuğba Makina – Ekim’10

* Fikri Mühim : WOM (Word of Mouth) pazarlama strajesine dayalı bir nevi online araştırma şirketidir.

-Not: aldığım yorumlarda imla dahil hiçbir düzeltme yapmadım.

Reklamlar